Dijital Çağda Siyasal İletişimi Yeniden Düşünmek

[ KİTAP BÖLÜMÜ ]

Bostancı, M. (2021). Dijital Çağda Siyasal İletişimi Yeniden Düşünmek. Enderhan Karakoç ve Onur Taydaş (Ed.), Siyasal İletişim Uygulamalı Tartışmalar içinde (s. 269-280). Ankara: Nobel Yayınları.

GİRİŞ

Dijital çağ, kişilerarası ve kitle iletişiminde tercih edilen rutin iletişim davranışlarının dijital araç ve platformlara taşındığı bir dönem olarak değerlendirilmektedir. Dijitalleşmenin katkısıyla son yıllarda oluşan dijital kültür tüm sektörleri etkilemiş ve bir dizi dijital mecra ve uygulamanın kullanımıyla ilgili sosyal sözleşmeyi ortaya çıkararak toplumu değiştirmiştir. Bilgi ve iletişim teknolojileri kapsamında hizmete sunulan dijital ara yüzler, dokunmatik ekranlar ve bağlantılı nesneler kullanıcıların ihtiyaçlarına aracılık etmeye başlamıştır. Bu aracılar bireyler arası ve kolektif ilişkileri dönüştürmüş, toplum içerisinde yeni değerler, sosyal ilişkiler ve eylem modellerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır (Betbout, 2019: 110). Dijitalleşmenin birçok endüstriyel ve toplumsal alanda büyük ölçekli dönüşümlere neden olduğu genel kabul görmektedir. Teknolojinin endüstriler tarafından benimsenmesi benzersiz fırsatlar sağlarken aynı zaman önemli bir risk alanı oluşturmaktadır. Dijital çağda Google, Amazon, Facebook gibi şirketler dijital platform sahipleri olarak iş fırsatlarını kullanma açısından tekel konumundadır. Dijitalleşmenin ekonomik ve sosyal etkileri ciddi endişeler içeren tartışmalara neden olmaktadır. Tartışmaların odağında ise beş temel dijital dönüşüm sorunu bulunmaktadır (Parida, 2018: 25):

  1. Siyasi dijitalleşme ajandası
  2. Girişimcilik için dijital platformlar
  3. İş gücü gereksinimleri ve yeni beceriler
  4. Dijitalleşme ve yeni iş modelleri
  5. Büyük veri analitiği

Parida’nın dikkat çektiği beş temel dijital dönüşüm sorunundan biri olan siyasi dijitalleşme ajandası iki önemli noktayı akıllara getirmektedir. İlki, hükümetlerin e-devlet ve dijital vatandaşlık boyutuyla yapması gereken yatırımlar itibariyle kamusal hizmetler açısından dijitalleşmedir. İkincisi ise siyasal iletişim, seçimler ve siyasi kampanyalar açısından bir tercihten öte zorunluluk haline gelen dijitalleşmedir. Downes ve Mui’nin “bozulma yasası”, siyaset ve teknoloji ilişkisini doğru yorumlayabilmeyi kolaylaştırmaktadır. Ticari örgütler, yeni teknolojilerin imkanlarından faydalanma konusunda diğerlerinden daha hızlı hareket etmektedir. Ticari örgütler kar elde etmek amacıyla teknolojik araçlar üzerinden halka çekici hizmetler sunarak aynı zamanda teknolojik araçları çekici hale getirmektedir. Bu durum halkla iletişim kurmak isteyen diğer örgütler için de teknolojik yeniliklerin cazip hale gelmesi demektir. Her ne kadar teknolojiye olan adaptasyonları yavaş ve yatırımları düşük olsa da, siyasi örgütler halkla iletişim kurmak isteyerek iletişim araçlarının gücünü artırmayı hedeflemektedir (Lilleker, 2013:272).

Dijital iletişim teknolojilerinin siyasal hayata etkisi çeşitli tartışmaları da beraberinde getirmiştir. İyimserler veya ütopyacılar olarak adlandırılan grubun fikrine göre; internetin toplumu radikal bir şekilde demokratikleştirmesi, partiler arası rekabeti artırması ve siyasi elit etkisini azaltması beklenmektedir. Normalleşmeciler olarak adlandırılan diğer grup ise internetin batı demokrasilerinin işleyişinde yeni siyasi oyuncular oluşturmayacağı gibi kayda değer bir değişim de yaratmayacağını düşünmektedir. Gerçek genellikle ya ortada bir yerlerde ya da her iki uçtan uzakta yer almaktadır. İnternetin otomatik olarak demokratik katılımı artıran bir etki yaratmadığı zaman içerisinde görülmüştür. İnternet siyasal hayata ilişkin fırsatlar sunarken siyasi aktörlerin aldığı kararlardan bağımsız bir hedefe ulaşamamaktadır. Bir başka açıdan, dijital iletişimin siyasal iletişime etkisi tek bir sonuç doğurmamakla birlikte, kullanım şekline göre değişiklik göstermektedir (Giansante, 2015: 11). Bir başka tartışma konusu ise çevrimiçi gerçekleştirilen siyasi faaliyetlerin farklı bakış açıları kazandırmaktan ziyade kutuplaşmayı artırdığına dair endişelerdir. Siyasi topluluklar genellikle homojen olmakta ve çeşitliliğe karşı kendilerini sınırlandırmaktadır. Sanal topluluklar ve kolektif iletişim ortamlarının da artmasıyla, insanların giderek daha fazla birbirinin bakış açısını onaylayan ve siyasi eylemden uzaklaştıran küçük gruplarla meşgul oldukları düşünülmektedir. (Baym, 2015: 96).

DEĞİŞEN KAMPANYA VE SEÇMEN

Genç ve orta yaş nüfus başta olmak üzere geniş kitlelerin dijital iletişim yöntemlerini tercih etmesi, siyasal iletişim ve kampanya çalışmalarında değişimi zorunlu hale getirmiştir. Mitingler, gazete röportajları ve televizyon programlarının yerine Web 1.0 döneminde siyasal iletişimin yeni mecrası olarak internet ön plana çıkmıştır. İnternetle birlikte ortaya çıkan büyük beklentilerden biri de internetin siyasal alanda bir canlanma oluşturma potansiyelidir (Jankowski, Van Selm, 2008:6). 2008 Amerikan başkanlık seçimlerinde internetin rolü etkin bir biçimde gözlenmiştir. Greengard’a göre (2010: 16), Barack Obama 2008 Amerikan başkanlık seçim zaferiyle sadece ilk siyahi başkan olarak değil aynı zamanda ilk internet başkanı olarak da tarihe geçmiştir. Kampanya süresince Obama’nın siyasi ekibi insanlarla yeni ve farklı yöntemlerle iletişim kurmak için bilgi teknolojilerinden faydalanmıştır. Kampanya ekibi 13 milyondan fazla kişiden oluşan bir seçmen veri tabanı çıkarmıştır. Seçmeni bilgilendirmek için elektronik postalar gönderilmiş, Youtube ve barackobama.com’da videolar yayımlanmış, takipçi toplamak ve bilgi yaymak için Facebook platformu yoğun bir şekilde kullanılmıştır. Obama’nın internet merkezli seçim zaferini değerlendiren siyasi gözlemcilere göre artık siyaset kritik bir eşiğe ulaşmıştır. Çevrimiçi gruplara, segmentlere ve bireylere bağlanabilme yeteneği geri dönüşü olmayan bir şekilde her şeyi değiştirmektedir. Fiziksel bir merkezi olmayan ve sadece çevrimiçi faaliyet gösteren İtalyan Movimento 5 Stelle (M5S) veya Five Star Movement elde ettiği seçim başarısıyla siyasal iletişim tarihine geçmiştir. İtalya’da gerçekleştirilen 2013 parlamento seçimlerinde ülkenin tamamında kurumsallaşmış ve uzun siyasi geleneğe sahip partilerle rekabet eden M5S, %25, 56 ile diğer partilere yaklaşan bir oy almıştır. 9 milyon seçmenin oyunu alan M5S örgütlenme ve kampanya süreçlerini çevrimiçi olarak gerçekleştirmiştir (Giansante, 2015: 11).

Web 2.0 gelişmesiyle birlikte sosyal medya platformları siyasal iletişimde etkili olmaya başlamıştır. Web 2.0 teknik altyapısını kullanan araçlar arasında sosyal medya platformları ön plana çıkmaktadır. İlgi çekici içeriklerin yayıldığı, geniş kitleler arasında iletişim kurmayı ve diyalog oluşturmayı kolaylaştıran kullanıcı odaklı platformların geneli sosyal medya olarak adlandırılmaktadır (Kapoor, 2018). Sosyal medya, içeriklerin tamamen kullanıcılar tarafından oluşturulmasını ve yine kullanıcılar arasında çeşitli etkileşim yöntemleri kullanılarak dolaşıma sokulmasını önceleyen platformlardır. Sosyal medya yalnızca kişisel zevk ve beğenilerin paylaşıldığı bir mecra olmanın ötesinde aynı zamanda profesyonel, toplumsal, ticari ve politik etkileşimin gerçekleştiği bir iletişim ortamı olarak geniş kitleler tarafından tercih edilmektedir. 2008 seçim zaferinden sonra 2012 yılında yeniden seçilmek için sahaya çıkan Obama’nın dijital taktikleri birçok farklı ülkedeki adaylar ve partiler tarafından olduğu kadar kendi rakipleri tarafından da keşfedilmiştir. Obama 2012 seçimlerinde bir önceki dijital kampanyasını geliştirerek büyük ölçekli veri analitiği ve davranışsal modelleme teknikleri kullanan yeni bir teknik kullanmıştır. Obama kampanyalarının her iki seçimde getirdiği yenilikler, siyasal iletişimin aynı anda hem aday hem de seçmen merkezli olduğu ABD başkanlık seçimlerinin dijital medyaya adaptasyonunu temsil etmektedir. Kampanyalar artık vatandaşların kişisel ağlarını harekete geçirerek katılımı kolaylaştırmakta ve siyasal iletişimi son derece kişiselleştirmektedir (Bimber, 2014). Obama deneyiminden hareketle siyasal iletişim kampanyalarında dijital iletişim araç ve platformlarının kullanımı yıllar içerisinde artarak devam etmektedir. Amerika’da Donald Trump, İngiltere’de Boris Johnson, Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan gibi dünyanın birçok demokratik ülkesinde ipi göğüsleyen liderlerin seçim kampanyaları incelendiğinde, dijital iletişim araçlarına verilen önem güçlü bir biçimde görülmektedir.

Duvarlara yazılar yazarak, afişler asarak siyasi parti propagandasının yapıldığı günler yerini parti gönüllüleri ve destekçilerinin belirlenen hashtag altında tweet attığı günlere bırakmıştır. Sesini lidere duyurmak isteyen seçmen miting meydanında bağırmak yerine siyasetçiyi etiketleyerek paylaşım yapmaktadır. Artık seçmenin gündemini gazete manşetleri ve haber bültenlerinden çok dijital iletişim platformlarında konuşulanlar, paylaşılanlar, tartışılanlar belirlemektedir. Aynı gündem geleneksel medyanın içeriklerini de etkilemektedir. Sosyal medyada gündem olan bir konu, televizyon ekranlarında siyasi tartışma programlarının konusu haline gelmektedir. Siyasi partiler bünyelerinde bulundurdukları halkla ilişkiler birimlerini dijital iletişim ekipleriyle güçlendirmektedir. Son yıllarda Twitter ve Facebook gibi sosyal medya platformları küresel ölçekte sosyal ve siyasal iletişimi sağlayan stratejik araçlar haline gelmiştir. Çeşitli konularda çok geniş hacimli bilgi alışverişinin yapıldığı bu platformlar siyasi partiler, aktörler ve seçmenler tarafından seçimler hakkında bilgi edinmek ve tartışmalara katılmak için yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Sosyal medya analizleri gerçekleştirilen kampanyalar sırasında siyasi katılımın boyutunu anlamanın, seçmenin nabzını tutmanın anahtarı olarak görülmektedir (Hall, Tinati, Jennings, 2018: 18). Bütün bu gelişmeler, siyasal iletişim ve seçim kampanyalarında yeni bir döneme işaret etmektedir. Teknoloji ilerledikçe, hükümetler ve siyasi kampanyalar dijital araçlara aşina oldukça, siyasetin yüzü hızla değişmeye devam etmektedir. Birkaç yıl öncesine kadar etkili bir faktör olmayan Facebook, Twitter, Youtube gibi birçok sosyal ağ platformuna yeni araçlar eklenmektedir. Bir sonraki seçimlerde hangi dijital platformlarının nasıl bir etki yaratacağını tahmin etmek neredeyse imkansız hale gelmektedir (Greengard, 2010: 16).

LİSANSÜSTÜ ÇALIŞMALARDA DEĞİŞİM

Siyasal iletişim alanında yaşanan dijital dönüşüm, siyasal iletişim konulu lisansüstü akademik çalışmaları etkilemiştir. Siyasal iletişim konulu akademik çalışmalar giderek daha fazla çevrimiçi ortamlarda sergilenen siyasal davranışlarla ilgilenmektedir. Özellikle son zamanlarda yapılan araştırmalarda, proje yönetimi, veri toplama, analiz yapma, bulguları hazırlama ve yayınlama gibi süreçler internet tabanlı araçlar kullanılarak gerçekleştirilmektedir (Jankowski, Van Selm, 2008:5). 2000’lerde siyasal iletişim araştırmalarının odağında yer alan internet yerini 2010’larla birlikte sosyal medya ve mobil teknolojilere bırakmıştır. YÖK lisansüstü tez arşivinde “Siyasal İletişim” tarama terimiyle elde edilen sonuçlardan hareketle ulaşılan 162 adet tez, eğitim türü, yıllara göre dağılım ve odaklanılan çalışma konusu açısından değerlendirilmiştir.

Tablo 1: Türlere Göre Tezler

Tez Türü

Adet

Oran

Yüksek Lisans

133

%82,1

Doktora

29

%17,9

Toplam

162

%100

YÖK tez arşivinde yer alan “siyasal iletişim” konulu lisansüstü çalışmaların büyük çoğunluğu yüksek lisans tezlerinden oluşmaktadır (%82.1). Doktora çalışmalarının oranı ise %17,9 olarak görülmektedir.

Tablo 2: Tezlerin Yıllara Göre Dağılımı

Tez Yılı

Adet

Oran

2016 ve sonrası

80

%49,4

2011 – 2015

38

%23,5

2006-2010

23

%14,2

2001-2005

10

%6,2

2000 ve öncesi

11

%6,8

Toplam

162

%100

Siyasal iletişim konulu lisansüstü tezlerin yıllar itibariyle dağılımını gösteren Tablo 2’ye göre siyasal iletişimi doğrudan konu edinen en fazla lisansüstü tez 2016 ve sonrası yıllarda yazılmıştır (%49,4). 2000 ve öncesi yıllarda ise siyasal iletişimi doğrudan konu edinen tez sayısının az olduğu görülmektedir (%6,8). 5 yıllık dönemler halinde inceleme yapıldığında, 2001 yılından günümüze lisansüstü tezlerde siyasal iletişim konulu çalışmaların arttığı gözlemlenmektedir.

Tablo 3: Tezlerin Odaklanılan Çalışma Konularına Göre Dağılımı

Odak Konusu

Adet

Oran

Genel Siyasal İletişim

112

%69,1

Dijital İletişim Odaklı Siyasal İletişim

50

%30,9

Toplam

162

%100

Siyasal iletişim konulu lisansüstü tezler içerik açısından incelenerek iki boyutlu bir tasnif gerçekleştirilmiştir. Bu tasnifin gerçekleştirilmesinde temel hareket noktası “dijital iletişim” odaklı çalışmaların diğerlerinden ayırt edilmesi olmuştur. Tespit edilen 162 lisansüstü tezin 112’si (%69,1) genel olarak siyasal iletişim konularına odaklanmaktadır. Dijital iletişim odaklı siyasal iletişimi konu edinen tezler ise 50 (%39,9) adettir. Tablo 3’de görüldüğü üzere siyasal iletişimi konu edinen her 3 tezden 1’i dijital iletişim odaklı bir çalışmadır.

Tablo 4: Odaklanılan Çalışma Konulara Göre Tezlerin Yıllara Göre Dağılımı

Yıllar

Tez Odak Konusu

Adet

Toplam

2016 ve sonrası

Genel Siyasal İletişim

44

80

Dijital İletişim Odaklı Siyasal İletişim
Twitter-Sosyal Medya-Yeni Medya

36

2011-2015

Genel Siyasal İletişim

27

38

Dijital İletişim Odaklı Siyasal İletişim
Sosyal medya-İnternet Siteleri-Facebook-Yeni Medya

11

2006-2010

Genel Siyasal İletişim

20

23

Dijital İletişim Odaklı Siyasal İletişim
Sosyal Medya-İnternet-İnternet Siteleri

3

2001-2005

Genel Siyasal İletişim

10

10

Dijital İletişim Odaklı Siyasal İletişim

0

2000 ve öncesi

Genel Siyasal İletişim

11

11

Dijital İletişim Odaklı Siyasal İletişim

0

Toplam

Genel Siyasal İletişim

112

162

Dijital İletişim Odaklı Siyasal İletişim

50

2016 ve sonrası gerçekleştirilen 80 lisansüstü tezden 36’sı dijital iletişim odaklı çalışmalardır. Bu çalışmalar genellikle Twitter, sosyal medya ve yeni medya merkezli araştırmalardan oluşmaktadır. 2011-2015 yılları arasında gerçekleştirilen 38 lisansüstü tezden 11’i dijital iletişim odaklı çalışmalardır. Bu çalışmalar genellikle yeni medya, sosyal medya, siyasi parti internet siteleri ve Facebook merkezli araştırmalardan oluşmaktadır. 2006-2010 yılları arasında yazılan 23 lisansüstü tezin sadece 3 tanesi dijital iletişim odaklı çalışmalardır. Bu çalışmalar interneti ve siyasi parti internet sitelerini konu edinmektedir. 2005 ve öncesinde gerçekleştirilen lisansüstü tezlerde ise dijital iletişimle doğrudan ilişkili herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır.

Şekil 1: Dijital İletişim Odaklı Tezlerin Yıllar İçinde Seyrini Gösteren Çizgi Grafiği

Siyasal iletişim konulu tezler içerisinde dijital iletişime odaklanılan çalışmaların sayısı yıllar itibariyle artış göstermiştir. 2005 ve öncesinde doğrudan bu konuyla ilgili herhangi bir çalışma bulunmazken, 2006 yılı itibariyle az da olsa internet ve siyasi parti internet sitelerinin yer aldığı çalışmalar yayınlanmıştır. Siyasal iletişim çalışmalarında dijital iletişim odaklı araştırmalara ilgi 2011-2015 yıllarında artmış (11), 2016 ve sonrasında ise yoğun bir şekilde devam etmiştir (36).

Şekil 2: Dijital İletişim Odaklı Tezlerin Kelime Bulutu

Şekil 2’de gösterilen kelime bulutu, 2006-2021 yılları arasında yayınlanan 50 siyasal iletişim konulu lisansüstü tezde en sık kullanılan kavramların oluşturduğu kelimelerden oluşmaktadır. Bu tezlerde kullanım sıklığına göre ön plana çıkan kavramlar sosyal medya, siyasal iletişim, seçim, iletişim, siyasal, parti, Twitter, yeni medya, medya, araçlar, seçmen, web, internet, içerik, siyasi parti, kampanya olarak tespit edilmiştir.

SONUÇ VE TARTIŞMA

Dijital çağ, birçok kavram ve süreç üzerinde köklü değişiklikler meydana getirmiştir. Dijitalleşme siyasal iletişime dair alışılagelen saha pratiklerini ve akademik çalışmaları dönüşüme zorlamıştır. Artık siyasal iletişim hem siyasi aktörlerin hem de araştırmacıların yeniden üzerinde düşünmesi gereken bir alandır. Günümüzde dijital platformlar siyasi partilerin seçmene ulaşmakta tercih ettikleri öncelikli yeri korumakla birlikte, özellikle seçim dönemlerinde bu platformlar üzerinden yoğun kampanya çalışmaları yürütülmektedir. Dijitalleşmeyle birlikte genişleyen siyasal iletişim daha çok uzmanlık gerektiren, yönetilmesi zor ve her adımı dikkat gerektiren bir alana dönüşmüştür. İnternet siteleri, arama motorları, bloglar, sosyal medya hesapları, akıllı telefon uygulamaları gibi dijital araçların sunduğu fırsatlar doğru yönetildiğinde seçimlerin kaderinde etkili olmaktadır. Prensky’nin dijital yerlilerini ve özellikle Z neslini anlamak, aynı dili konuşabilmek siyasi partilerin öncelikli hedefleri arasında yer almaktadır. İletişim alanında yaşanan dönüşüm ve dijitalleşme, siyasal iletişimi etkilediği kadar siyasal iletişim alanında yapılan bilimsel çalışmaları da etkilemiştir. YÖK tez arşivi dikkate alınarak gerçekleştirilen araştırma itibariyle, siyasal iletişim konulu yazılan lisansüstü tezlerin içerik ve kapsam olarak iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerin etkisinde kaldığı ve araştırmacıların yıllar itibariyle dijital iletişim odaklı siyasal iletişim konulu tezler yazmaya daha çok ilgi gösterdikleri sonucunu ortaya çıkmıştır. Bu durum siyasal iletişim alanının yeni medya ve dijitalleşmeyle birlikte genişlemesinin, seçmenin sadece oy verme davranışıyla sınırlı kalmayan bir şekilde siyasetin içerisinde aktif olarak yer almasının sonuçları olarak değerlendirilmektedir.

KAYNAKÇA
  1. Baym, N. K. (2015). Personal connections in the digital age. John Wiley & Sons.
  2. Betbout, A. (2019). The Digitalization of Society and a New Form of Connected Sociability in Tunisia. Digitalization of Society and Socio‐political Issues 1: Digital, Communication and Culture, 157-168.
  3. Bimber, B. (2014). Digital media in the Obama campaigns of 2008 and 2012: Adaptation to the personalized political communication environment. Journal of information technology & politics, 11(2), 130-150.
  4. Giansante, G. (2015). Online political communication: How to use the web to build consensus and boost participation. Springer.
  5. Greengard, S. (2009). The first internet president. Communications of the ACM, 52(2), 16-18.
  6. Hall, W., Tinati, R., & Jennings, W. (2018). From Brexit to Trump: Social media’s role in democracy. Computer, 51(1), 18-27.
  7. Jankowski, N. W., & Van Selm, M. (2008). Internet-based political communication research: Illustrations, challenges & innovations. Javnost-The Public, 15(2), 5-16.
  8. Kapoor KK, Tamilmani K, Rana NP, vd. Advances in social media research: past, present and future. Information Systems Frontiers 2018; 20: 531–558.
  9. Lilleker, D. G. (2013). Siyasal iletişim: Temel kavramlar. Kaknüs Yayınları.
  10. Parida, V. (2018). Digitalization.